Emek Yoğun Üretim
Endemigo olarak dairesel ekonomiden yanayız. Neden derseniz; küresel ısınmadan, toplumsal eşitsizliklere, susuzluktan, savurgan kaynak tüketimine kadar birçok neden sayabiliriz. Ancak dairesel ekonomiyi savunmamızın en büyük sebebi için sanayileşen dünya toplumları ile beraber tüketim çılgınlığının hat safhaya ulaşması yeterli bir sebep olarak gösterilebilir. Evet, istediğimiz her ürüne erişebiliyoruz. Artık halkın daha az kazanan kesimi de akıllı telefon edinebiliyor. Herkes sanayi ürünleri sayesinde istediği her şeye sahip olabiliyor. Peki ekonomi ve dünyanın gelişim döngüsü için bu şekilde bir yaklaşım doğru mu? Tabii ki değil. Çünkü kaynaklar tükeniyor. Üretilen malların çok yüksek bir miktarının kullanım süreleri git gide kısalıyor. Her mevsim yeni alınan onlarca giymediğimiz farklı kıyafetler, daima tüketeceğimizden fazla yiyeceklerle dolan dolaplar, temel gıda ve ihtiyaç ürünlerine ulaşımdaki adaletsizlik gibi birçok problemi de beraberinde getiren günümüz doğrusal ekonomi anlayışı, bize göre anlaşılamayacak kadar kötü bir sistem.
Peki emek yoğun üretimin dairesel ekonomideki yeri nedir? Burada şunu belirtmek gerekir; bizim bahsettiğimiz emek yoğun üretim aslında bugün sanat ya da ustalık diye adlandırdığımız tamamen insan odaklı üretimdir. Endemigo; teknolojiye, makineleşmeye karşı değil. Sadece bunların Dairesel Ekonomi yaklaşımı ile düzenlenmesi taraftarı. Daha açık bir ifade ile teknoloji ile üretilen ürünler ya da daha az insanın çalışarak üretim yapmasına karşı değil. Ancak insanların daha az zamanda daha çok kazanması taraftarı. Yapılan işlerin emek yoğunluğunun, beceri-yetenek yoğunluğunun ya da kalitesinin arttırılması için ne kadar yoğun çalışıldığının fark edilmesi. Düşünsenize haftanın 4 veya 3 günü mesai yapıyorsunuz ama yine de tam aylık maaş alıyorsunuz. Bu şekilde teknoloji geliştikçe insanın faydasına kullanımının artması sağlanmış olmaz mı? İnsanları işinden olmadan ve daha fazla insanın daha az çalışarak aylık geçimleri rahatça sağlanamaz mı?
Evet, biz de bir teknoloji firmayız ve amacımız bu yolda ilerlemek. Teknoloji sayesinde daha az insanı çalıştırmak için uğraşmak yerine daha çok insana, daha az mesai ile daha çok kazandırmaya odaklanmak. Peki bu nasıl yapılabilir diye sorarsanız dünyayı ve emek yoğun üretim yapanları koruyarak tabii ki. Biz teknoloji ilerledikçe insanların işsiz kalacağını düşünmüyoruz. Tam tersine teknoloji ilerledikçe işsizlik azalmalı, emek yoğun üretimler artmalı ve bugünkü normal iş hayatındaki mesailer azalmalı diyoruz.
Teknoloji standarttır ama insan emeği standart ötesidir. Standart, belli bir alt düzeyin kesin doğruluğu gösterir, el işçiliği ise mükemmeli! Robotlar sanat yapmayı öğrenene kadar sanırım bu böyle olacak. Gerçi sanatsal çalışmalar yaptırılan yapay zekâ bilgisayarları denenmeye başlandı ama yine de bu insan üretiminin önemini ortadan kaldırmayacak. Biliyoruz ki insanı geliştiren en önemli unsur yeteneklerini beceriye dönüştürmektir, diğer bir değişle ustalık ve sanattır. O sebeple insan gelişmek için el emeğine, zekâsına, yeteneklerine önem göstermeli ve onları geliştirmeye çalışmalıdır. Bunu toplumsal olarak yapabilmemiz için de emek yoğun üretimlere değer vermemiz, teşvik etmemiz gerekir. İnsanlığı geliştirmek istiyorsak bu bizim için kaçınılmazdır.
Şimdi gelelim coğrafi işaretli ürünler açısından emek yoğun üretime. Bu noktada şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Coğrafi işaretli ürünlerin nerede ise tamamı emek yoğun, kaliteli standartlar ötesi ürünlerdir. Bu ürünleri üretenlerin büyük bir çoğunluğu kadın üreticilerimiz ve mikro ölçekte işletmelerdir. Sanayileşmeden eski usullerle becerileri, gelenekleri, koruyarak ve geliştirerek üretmeye devam ediyorlar. Bizler de onların kazanması ayakta durması ve gelecek nesillerle bu insanlık armağanlarımızı paylaşmak için çalışıyoruz. Bir nevi dünyanın daha iyi bir yer olması için çalışıyoruz diyebiliriz.
Düşünsenize; aldığınız her ürün dünyayı kirletmiyor, yok etmiyor, sınırlı sayıda üretiliyor, insanlık değerleri olarak korunmaya çalışılıyor. Üstüne üstlük dünya kadınlarının kendi ayakları üzerinde durarak bağımsız olabilmesini sağlayan en önemli ürünler diyebiliriz coğrafi işaretli ürünlere. Bir de tüketicilerimiz bu konulara önem verir, aldıkları ürünleri daha uzun süre kullanır, israf etmez, tüketemeyeceğinden fazlasını talep etmezse işte o zaman amaçlarımızı gerçekleştirmiş oluyoruz.
Tavsiyemiz dünyamızı sevin, sürdürülebilir bir dünya ve bir hayat için coğrafi işaretli ürünleri kullanın. Bu sayede siz de bizim mutluluk kültürümüzün bir parçası olursunuz ve biz bundan büyük bir mutluluk duyarız.
